Sağlık Elçileri: Kültürlerarası Sağlık Arabuluculuğu Eğitim Atölyesi, Ardıç Dayanışma Derneği ve Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) iş birliğiyle sivil toplum kuruluşlarında çalışan tercümanlara ve kültürel arabuluculara yönelik 24-26 Mayıs 2019 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen bir eğitimdir. Bu eğitim atölyesi, MSF Yunanistan öncülüğünde başlatılan ve 6 ülkede farklı etkinlikler şeklinde yapılması öngörülen “MSF Urban Spaces” projesi kapsamında gerçekleşmiştir.

Projenin Amacı

STK’larda çalışan tercümanların ve kültürel arabulucuların temas ettikleri göçmenlerin sağlık sorunları, sağlık hakkı, sağlık hizmetlerine erişimi ve sağlık merkezleri konusunda kapasitelerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. STK’larda çalışan tercümanların temas ettikleri göçmenlerin sağlık sorunları, sağlık hakkı, sağlık hizmetlerine erişimi ve sağlık merkezleri konusunda kapasitelerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Aynı zamanda bu çalışma, eğitim katılımcılarının sağlık hakkına erişim başta olmak üzere göçmenlerin ve mültecilerin kamu hizmetlerine erişimi konusunda savunucu / aktivist bir tutum geliştirmelerini sağlamayı hedeflemiştir.

Atölyede Ele Alınan Konular
  • Çok kültürlü toplumlarda sağlık anlayışı;
  • Kültürlerarası iletişim becerileri (bilgi paylaşım şekilleri), çeviri etiği (başvuran ile görüşmede mahremiyetin sağlanması, bilgi gizliliği);
  • Sağlık hakkı konusunda ve pratikte uygulamalara dair bilgilendirme (süreç, sistem ve haklar);
  • İstanbul Protokolü ve alıkonulma şartlarında sağlık hakkı (işkence ve istismar durumunda koruma ve yönlendirme prosedürleriyle iletişim teknikleri);
  • Travma ve göç sonrasında karşılaşılabilen ruh sağlığı sorunları ve yönlendirme mekanizmaları;
  • Kırılgan gruplarda sık görülen sağlık sorunları: Anne, bebek ve çocuk sağlık sorunları ve başvurulabilecek merkezler, LGBTİ+ kişilerin sağlık sorunları ve yönlendirme mekanizmaları;
  • Bulaşıcı hastalıklar: Göç sırasında ve sonrasında yaşam ve çalışma koşullarına bağlı sık görülen bulaşıcı hastalıklar konusunda sağlık merkezlerine yönlendirme, tedaviye erişim ve koruyucu yöntemler;
  • Hizmet sunucuların ruh sağlığı ve karşılaşılabilecekleri diğer sorunlar.
Yöntem
  • Yaratıcı drama: Yaratıcı drama tiyatronun rol oynama ve doğaçlama tekniklerinden yararlanan, katılımcıların kendi yaşantılarından ve deneyimlerinden yola çıkarak canlandırmalar yapılan bir eğitim sürecidir. Ele alınacak konular yaratılan kurgusal ortamda roller aracılığıyla tartışılmıştır. Bu tartışmalar mekâna ve vakaya göre katılımcıların rol deneyimleriyle çeşitlendirilmiştir. Canlandırma sürecinin sonunda ise ele alınan problemlerle ilgili uzman görüşüne başvurulmuş ve karşılıklı deneyim aktarımı yapılmıştır.
  • Sunum: Atölyede ele alınan konular hakkında canlandırmalar sonrasında eğitmenler sunumlar yapmışlardır.
  • Katılımcıların çalıştıkları kurumlarda ve yaşadıkları topluluklarda atölyeden sonra sunum + vaka sunumu yapmaları beklenmiştir.
  • Mentorluk desteği: Katılımcıların gerçekleştirdikleri sunumların hazırlanması ve uygulanması sürecinde mentorluk desteği sunulmuştur.

Yaratıcı drama yönteminin tanımı

Yaratıcı drama, geleneksel tanımla, bir düşünce ve amaç doğrultusunda grubu oluşturan katılımcıların yaşam deneyimlerden yola çıkarak, tiyatronun rol oynama ve canlandırma tekniklerini araç olarak kullanan bir eğitim yöntemidir. Eğitmen tarafından kazanımlar göz önünde bulundurularak yapılandırılan süreç büyüsünü spontaniteden, şimdi ve burada olmadan ve -mış gibi yapmaktan alır. 

Yaratılan bu kurgusal süreç,  katılımcının toplumsal yaşamda elde ettiği deneyimi rol içerisinde ve canlandırma sonrası yapılan değerlendirmelerde ifade etme olanağı tanır. Böylece her katılımcıya ortaya çıkan imgeleri anlama, süreç içerisinde elde ettiği deneyimi ve düşüncesini paylaşma imkânı sağlanmış olur.

Yaratıcı drama tüm bunları yaparken, tiyatroda olduğu gibi bir sahneleme beklentisi içerisine girmez. Rol deneyimlerinde katı bir estetik beklentisi yoktur. Yapılan doğaçlama ve canlandırmaların iç izleyicinin anlayabileceği ölçüde olması yeterlidir. Bunlardan dolayı herkes drama süreçlerinin aktif katılımcısı olabilir. Süreç içerisinde eğitmen ve katılımcılar tarafından oluşturulan çember formu, herkesin birbirini görebileceği bir denklik biçimi ortaya çıkarır.

Biz bu yöntemi neden tercih ettik? Diğer yöntemlerden farkı ne?

MSF’in Türkiye’deki uygulama ortağı olan Ardıç Dayanışma Derneği, gerçekleştirilen eğitim atölyesinin metodolojisini geliştirmiş ve uygulanmasını sağlamıştır.  

Klasik öğrenme ortamları; bilenin öğrenmek isteyene bilgi aktardığı, çoğu zaman öğrencilerin tamamının aktarımı yapan kişiye doğru baktığı hiyerarşik bir biçim yaratır. Bizler bu süreci yapılandırırken tamamı tercüman / kültürel arabulucu olan katılımcıların kendi deneyimlerinin ortaya çıkmasını oldukça önemli bulduk. 

Süreci, katılımcıların ihtiyaçları temel alınarak yapılandırdık. Ortaya çıkan bu ihtiyaçlar yeni bir biçim arayışını doğurdu. Önümüzde sabit katılımcının ve sürekli olarak değişen uzmanların olduğu bir program  vardı. Bu koşullar etkin bir öğrenme modeli olan yaratıcı drama yönteminin süreçsel drama ve uzman mantosu yaklaşımlarının deneysel bir birlikteliğini ortaya çıkarmış oldu. 

Proje Ekibi

Zeyneb Gültekin – Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF)
Dr. F. Deniz Mardin – Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Yunanistan
Emre Bilgiç – Ardıç Dayanışma Derneği
Soner Çalış – Ardıç Dayanışma Derneği
Erva Nur Çınar – Proje Gönüllüsü

Değerlendirme

Gerçekleştirilen eğitim sonrasında proje ekibiyle, Sağlık Elçileri: Kültürlerarası Sağlık Arabuluculuğu Eğitim Atölyesi deneyimini konuştuğumuz üç kısa video derledik. Bu kısa videoların ilkinde, eğitim atölyesinin nasıl başladığını; ikincisinde projenin özgün metodolojisini; üçüncüsünde ise projenin sürecini ve sonuçlarını değerlendirdik.

Yaratılan içeriğin aktarımı

Bu eğitimin kurgusu, gerçekte olmayan bir ülkede savaştan kaçan ve Türkiye’ye gelen bir göçmen kadının hikâyesi oluşturularak başladı. Natelo ismini verdiğimiz kurgusal karakterimiz için çoğunluğu hastanede geçecek olan bir izlek oluşturuldu. Bundan dolayı katılımcılarımızın süreç içerisinde sıkça uğrayacağı hastane, mekân olarak yeniden tasarlandı. Her bölümün işlevine ve ilişkilerine dair bilgi ve deneyim aktarımına zemin hazırlandı. Sonrasında hem katılımcıların hem uzmanların yer alacakları canlandırmalar tasarlandı. Bu canlandırmalar bir senaryonun parçası gibi ardı ardına bölümler halinde tasarlanarak hikayenin takip edilmesinin yolunu açtı.

Eğitim atölyesi 3 temel kazanıma odaklandı. Bunlardan ilki, katılımcıların birbirleriyle tanışmasını ve kaynaşmasını sağlayan, düşüncelerini rahatlıkla  ifade edebilecekleri bir güven ortamı yaratmaktı. Bu noktada sürecin başında oyun pedagojisinden yararlanılarak tanışma ve kaynaşma etkinliklerine odaklanıldı.

İkinci kazanımımız sürece katılacak olan uzmanların kendi alanları hakkında yapacakları aktarımlardı. Bu noktada bir karakter yaratılarak tüm bu uzmanlarla sırasıyla denk gelecekleri kurgusal karşılaşma zeminleri yaratıldı. Canlandırma ve rol oynama teknikleri burada devreye girdi.

Son kazanımımız ise tercümanların mesleki deneyimlerini ve sorunlarının ortaya çıkarılması ile bunların sonucunda çözüm önerilerinin konuşulmasıydı. Yaratılan karakterin her gittiği yerde tercümana ihtiyaç duyması ve canlandırma süreçlerinde tercümanların aktif rol almaları bu kazanım doğrultusunda geliştirilen bir metot olmuş oldu.

Aşağıdaki kısa kısa videoda, kurgunun Bulaşıcı Hastalıklar üzerine olan bölümüyle ilgili, eğitim atölyesi öncesinde ve sırasında bu süreci yürüten Ardıç Dayanışma Derneği’nin Eğitim Atölyeleri Koordinatörü Emre Bilgiç’in sunuşunu izleyebilirsiniz.